22.10.2015

İftar yemekleri

 O zamanlarda iftar âdeta mühim merasimlerdendi. Adabımuaşeretimizde büyük bir mevkii tutardı.
 Kibar ve ricalden davet edileceklere rütbelerine, yaşlarına, mevki ve haysiyetlerine göre davetiyeler yazılır, yollanırdı. Eski münşeatlarımızda, el yazısı mecmualarda bunların pek ziyade zarifane kaleme alınmışları vardır. Bunların yazılarına sarf olunan emek dolayısıyla iftar davetlerinin nezaket derecesi anlaşılabilir.

 Gerçi iftar sofraları selamlıkta kurulurdu. Ama bütün levazımı haremden verilir, hatta iftariye tepsisi büyük davetlerde mutlaka haremden çıkardı. Harem kileri saat on bir buçukta tepsiyi tanzime başlardı. O vakitlerde alafranga sofra konaklarımızın çoğunda bilimezdi. Onun için evvelâ alelade on iki kişilik büyük bir değirmi, pirinç veya yaldızı sini verilirdi. Bunun altı bacak denilen bir de iskemlesi vardı ki, kurulunca üçü bir tarafa, diğer üçü öbür tarafa açılır, sini kımıldamaz bir surette üzerine otutturulurdu. Sini ile beraber bohça içerisinde örtüsü de verilir. Bu örtüler daima yuvarlaktı. Daha eskiden "Bursa Bezi"nden kalem işi işlemeli idi. O devrin alafranga denilen bir kaç konağında düz keten örtüler de gördümdü.

 Bu on iki kişilik sininin etrafına on iki tane de yine tekerlek yer şilteleri dizilir, her şilte hizasına Karamürsel, Bursa bezlerinden küçük küçük havlularla küçük tabaklar içinde ağız, el silmeye mahsus sabunlu el bezleri bulunurdu.

 İftariyelerin çeşitleri varsa da fazla, eksik şeyler tekellüf olduğu için sade, güzel olanı makbuldu. Peder merhum iftar tepsisine: Biri yeşil, biri siyah olmak üzere mutlaka iki türlü zeytin bulundururdu ki yeşili sirkeli, yağlı, siyahı da top atılır atılmaz iftar edileceği için asde idi. Davetliler, top atılır atılmaz iftar ederler, kalkıp akşam namazını kılarlardı.
 Yemekte Yaver ile Dilaver nöbetleşe hizmet ederlerdi. Biri sahan verir, öteki bu müddet su vs. gibbi sofra levazımını ikmal ederdi.

 Yemeklere gelince, bu ev sahibinin hazırlayacağı listeye göre idi. Fakat sade kibarca olanı usulen: Bir çorba, bir pastırmalı sucuklu yumurta. Bunları müteakip hindi veya tavuk, zamana göre bir sebze, bir pilav, bir börek, bir tatlı.

 Artık siz çorbanın, yumurtanın, hindi veya tavuğun, böreğin, tatlının nefasetini, envaını, sebzenin çeşidini, istediğiniz kadar tahmin edebilirsiniz. Dört türlü çorba, iki üç türlü börek, sütlü, hamurlu tatlılarla kebaplar, emir dolmalar vs. de ilave edebilirsiniz. Fakat bu sadelikteki letafeti bulamazsınız... Bir de iftariye tepsisindeki en nefis turşularla çorbaya vesaireye ekmek için sergi baharatı kapları vardı. Billur veya Saksonya kâselerde bulunan turşuları, hizmetkârlar tepsiyi kaldırırlarken sofranın münasip yerine koymayı unutmazlardı.

 Yemekten kalkılınca âlâ Yemen kahveleri, çubuklar verilirdi. Hatta kahve, su, şerbet vermek de gayet nazik servislerden sayılırdı...

  Sahurun tekellüfü kendisindeydi. Ekseriya yaz ramazanlarında vaki olurdu. Sahur tertibatı daha sade, fakat türlü türlü söğüşler bulunurdu. Meselâ elmasiye kutuları içinde jelatinle dondurulmuş bezelyeli, havuçlu hindi paçaları, gerdan söğüşleri, köfte, başlıca üzüm hoşafı bulundurmak hemen hemen mutlaktı.

Ahmet Rasim, Ramazan Karşılaması

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme